19 Ağustos 2010 Perşembe
huzur
Çok istedi bir yıldır gurbette olan kızınının düğününe gelmeyi. Gelemedi, hastaydı. Annem istediği için kimse de davet etmemişti. Kırgındı. Düğün günü erkek kardeşini aradı, beni kimse aramadı, bir çiçek göndermek isterdim dedi.
Düğün telaşıyla o da atladı babasını aramayı. Son anda aradı. Çok kırgın mutluluklar diledi. O gece eşiyle birlikte onu gidip görmeye karar verdiler. Bir hafta sonra evlerine, Almanyaya döneceklerdi, belki de bir daha ne zaman görecekti. En azından gönlünü almayı istedi.
Söylemediler, sürpriz yaptılar. Herhalde ağlamıştı kızını, yeni damadını görünce. Beklemişti uzun zamandır. Ben ölüyorum dedi kızına, ölüyorum. Son nefesini de onu gördüğü günün ertesinde verdi, huzur içinde...
10 Ağustos 2010 Salı
sabah yürüyüş
Sabahları sahil hiç ummadığım kadar kalabalık. Genelde gençler yaşlılar spor yapıyor. Bir de gececi gençler var. Belli ki sabahlamışlar. Bir de sabahın körü ama hava gerçekten sıcak!! Çok sıcak!
Sevgilim BK'yı tanımadığı için, daha doğrusu BK'dan hiç ona bahsetme gereği duymadığım için, şimdi nereden çıktı bu adam demesin diye, onunla birlikte yürüyüşe çıktığımı söylemedim. Hoş ben de kendisiyle yeni arkadaş sayılırım. Eski şirketimde çalışırken kendisi de müşterimdi, öyle çok görüşmüşlüğümüz yoktur. Sonra ben almanyadayken sürekli msn den konuşup durduk, neredeyse kanka olduk. Online iletişim gerçekten tuhaf bir şey, yakınlaştırıveriyor insanları tuhaf bir biçimde. Ama hiç öyle dışarıda görüşmüşlüğümüz filan olmadı. Ta ki işte bu sabah yürüyüşlerine kadar. Sevgilime de diyemezdim "msn arkadaşımla yürüyüşe çıkıyorum" diye ben de bir şey demedim. Kim görcek di mi sabahın köründe beni caddebostan sahilde??
Gel gör ki, ikinci günün sabahı sevgilimin ablası ve yeğeniyle karşılaşıverdik!! Hayır İstanbulda da yaşamıyorlar, Ankarada yaşıyorlar. Sadece birkaç günlüğüne burdalar. Sabah yürüyüşüne çıkmışlar!! Tabi ki durduk, selamlaştık. Ablasıyla ilk kez karşılaşıyorum. Yeğenini de geçen hafta tanıdım. Üniversite tanıtımı için İstanbula gelmişti, yardımcı olurum belki diye Koç üniye eşlik etmişliğim var. Bu kadar yani.
Tabi eve döner dönmez, aman kimseden duymasın diye, hemen telefon açıp söyleyiverdim, sabah yürüşünde kimlerle karşılaştım ahaaha çok komik felan, ben de bir arkadaşımla yürüyüşe çıkmıştım felan diye. Allahım ne iyi niyetli bir adam ya, sormadı hiç kim arkadaşın filan diye!! Yavrum benim yaeww. Yok yok, aklınıza sakın bir şey gelmesin, BK iyi bir dost ;)
8 Ağustos 2010 Pazar
44
Annem beni çıldırtmaya devam ediyor. Çok sıkıldım, çookk. Sanırım ben de evlenicem, bıktım bu hayatttaaannn :((
6 Ağustos 2010 Cuma
ıvır zıvır
Dün en az iki halı yıkatırım hesabıyla halı yıkama makinesi satıcılarını eve çağırmış. Adam anlatmaya başladığı andan itibaren annem dinlememeye başladı. Gözlüklerinin ardından bakarak arada evet evet diye baş sallamasından anlıyorum. Ders çalışmadığı her vakte zaman kaybı gözüyle bakıyor, yine de böyle gereksiz işlerle uğraşmaktan geri kalmıyor. Bugün bir de eski videomuzu eskiciye satıp yerine eski bir sehpa almış!! Para vermedim ki aldım işte diyor. Çöpcülük böyle bir şey zaten!! Para vermeden alıyorsun evine.
Düğün yaklaştıkça herkese kıllanmaya da başladım. Annanem sanki çok gerek varmış gibi "Biz nerede kalıcaz, kalıcak yerimiz yok diye" bizi kuzenimi filan arayıp kendini acındırmaya çalışıyor. Damadın ailesi herhangi bir masraf için elini cebine atmıyor, sanırsam düğün günü gelip ertesinde gidecekler. Takı takacaklarına bile şüpheliyim. Şu anda en büyük merak konumuz bu. Çünkü bize geldiklerinde damadın annesi ben öyle takı filan takması için zorlamam filan demişti. O yüzden ne demek istediği konusunda merak içindeyiz. Gelin desen sanki evlenerek çok yük yapıyormuş hissini uyandırmamak için onlardan bir şey istemiyor, isteklerini bize yığıyor.
Düğüne orospu halam çocuk var durmaz diye gelmeyeceklerini söylediler. Onun yerine eve ziyarete gelelim dediler. Ben tabi kuduruyorum, halamlarla yaşadıklarımı annem bilmiyor, söylesem inanmayacak, bana suç bulacak, ters bir laf etmek istiyorum ama sanırım evde durmayacağım geldiklerinde. Bir de hazır Ramazan gündüz vakti gelsinler, bir şey ikram etmek zorunda kalmayız, yemeden giderler diye şahanneee bir öneri getirdim. Annem burun kıvırdı, kardeşim beğendi.
Ben de kimseden bir şey istemem filan diyordum. Ama şimdi ben bu olanları görüyorum ya, yemin ederim herkesin burnundan getireceğim, sömürebildiğim kadar sömüreceğim. Ancak insanlar bundan anlıyorlar, böyle değere biniyorsun!!
26 Temmuz 2010 Pazartesi
kız isteme
Neyse öyle sohbet muhabbet tanışıldı, hoş beş edildi, Zilli yine çok konuştu (kendisine göre ortamı kurtardı), yemekler yenildi. Annem sürekli insanların tabağını ısrarla doldurdu.
Gittiler, durum kritiği yapıldı, dünürlerden hoşlanıldığı anlaşıldı.
21 Temmuz 2010 Çarşamba
düğün
- Rakı kokuyor! Rakı içmesinler.
- (Ailenin ve arkadaş çevresinin büyük kısmı dinsiz imansız) Eee Ramazan, kimse içmez!
- (Mekanla Cumartesi için konuşup ve teyitleştikten sonra) Eee düğünü Cumartesi yapalım.
- Limuzin kiralayım (Çırağan sarayında yapıyoruz mübarek!!)
- Çay bahçesinde yapamaz mıyız?
- (Davetiyeye LCV için kendi numaramı yazdıktan sonra) Mekan niye almıyor LCV'leri?
Gerçekten deli gibi koşturuyorum bu işler için ve kimsenin teşekkür ettiği, bir yaptığımı takdir ettiği yok. Aile tanışması olacaktı, 10 aydır temizlenmeyen evi temizledim, canım çıktı gerçekten ve hala orada burda annemin dağınıklığını, temizlik niyetine yaptığı pisliği görüyorum, çıldırmak üzereyim. Düğün için ise sürekli bir gösteriş merakı. İyi ki bir üç kuruş para harcıyor, hepimizin gözüne sokuyor. Kendini suçlu hissedersin neredeyse evlendiğin için.
Evlenen kız kardeşim ayrı bir dert. Kendi istediği olmayınca, iyi o zaman yapmıyorum düğünmüğün diyor, çıkıyor işin işinden. Kendine göre haklı tarafları var, ama bu işler gerçekten bazen böyle, başkalarını memnun etmek için yapılıyor :((
Gerçekten çok yoruldum. Kendi düğünüm olsaydı bu kadar yıpranmazdım yemin ederim.
Şu saat itibarıyla en son geldiğimiz nokta şu:
Annem: hiçbir şeye karışmıyorum, düğün filan yapıyorum, ne haliniz varsa görün
Kardeşim: Annem arayıp gönlümü alsın.
Ben: koşarak uzaklaşıyorum.
Keşke erkek kardeşim gibi "Bana ne ben mi evleniyorum, naparsanız yapın" diyip herşeyin dışında kalmış olsaydım. Artık çok geç :((